18/11/2009 - Pes 2010 ve Call Of Duty Modern Warfare 2
Bildiğiniz gibi son günlerde çıkan ve en çok ses getiren iki oyunu sizlerle paylaşacağım,
Pes 2010 ;
Editör Yorumu:
Serinin 2010 oyununda Ana Menü tasarımı değiştirilmiş,Grafikler ve saha görünümü iyileştirilmiş.Ayrıca türkiyeden birçok takımda mevcut.Diğer yıllara göre tek farkı arşı takımın daha zeki olması.Yeni yapay zeka oyundaki ilk maçınızda (exibition) size kendini gösteriyor(1-1 :D).Kesinlik olmazsa olmaz bir oyun,kesinlikle öneririm.
http://www.ps3turkiye.org İncelemesi;

Fifa oyun dünyasında futbol teriminin karşılığı iken Konami bir oyun çıkardı ve tacı kolayca eline aldı. PS1 döneminde bu oyunun adı International Super Soccer idi. Daha sonra Pro Evolution Soccer, yani herkesin kullandığı şekilde PES adını alan seri, 2000′li yıllarda tartışmasız liderliğini sürdürdü.
Yeni nesil konsolların dönemi başladığında PES serisi hayranlarını şaşırttı. Alıştığımız kalitesinden uzak, grafikleriyle üzen iki oyun sundu Konami bizlere. Şimdi üçüncü ve belki de son şansını denemek için sahaya çıkıyor PES 2010. Bakalım bu sefer işler yolunda mı?
SUNUM:
PES serisi görsel sunum olarak nostaljik tatlar barındırmaya bayılıyor. Hala eski ses efektleri ve basit menü seçenekleri tercih ediliyor. Fonda dönen (SEGA’nın Virtua Tennis serisi de aynı sıkıntıya sahip) basit şarkılar her ne kadar keyif kaçırsa da, arka plandaki futbolcu görüntüleri etkileyici bir görsellik oluşturuyor diyebiliriz.

Seride görmediğimiz yeni bir menü tasarımı Master League modunda kullanılmış. Yuvarlak şekilde tasarlanan bu menü göze oldukça hoş geliyor, yuvarlağın belli noktalarına menü seçenekleri yerleştirilmiş durumda. Görsel olarak etkileyici ama kullanımı pek oyuncu dostu değil ne yazık ki. Karışık tasarımı yüzünden alışana kadar nereye gideceğinizi bulamayabilir ve Konami’ye sevgi dolu sözcükler gönderebilirsiniz. Neyse ki bu farklı tasarıma kısa sürede alışabiliyorsunuz. Bu yüzden büyük bir sıkıntı yok.
GRAFİKLER:
Konami’nin en çok kafa patlattığı noktalardan biri grafikler. Serinin önceki iki oyunu bu konuda oldukça eleştirilmişti, berbat animasyonlar ve zemin grafikleriyle hala PS2 döneminde yaşıyor gibiydi oyunlar. Peki PES 2010 bu sorunları artık atlatabilmiş mi? Bu soruya yanıtımız kısmen evet olacak.
Futbolcuların modellemeleri ilk dikkati çeken değişim oluyor. Serinin önceki iki oyununda yer alan androidlerin yerini artık gerçeklerine çok benzeyen modellemeler almış durumda. Fifa 10′a oranla daha başarılı olan yüz modellemeleri etkileyici bir görsellik oluşturuyor. Ancak herşey gerçekçi modelleme demek değil. Ne yazık ki kötü ve donuk animasyonlar hala bizimle. Futbolcuların yüz animasyonları çok başarılı ancak herhangi bir mimik sergilemekte zorlanıyorlar. Sürekli donuk ve sabit bakışlar fırlatıp taşıdığımız korkuları tekrar su üstüne çıkartıyorlar.

Saha içinde sergiledikleri animasyonlar da ne yazık ki pek olumlu söz haketmiyor. Oyuncular hala odun gibi koşuyorlar, esneklikten oldukça uzaklar. Omuz omuza mücadelelerde neredeyse hiçbir hareket sergilemiyor, rakiple itişmiyorlar. Messi gibi birkaç oyuncunun koşu stilleri gerçeğe yakın yapılmaya çalışılmış ancak bunun dışında kalanlar futbolcular ne yazık ki hala baston stilindeler. Faule maruz kalıp yere düştüklerinde de bir parça bile esneklik göstermemeleri üzücü. Özellikle Fifa 10′un bu konuda gösterdiği başarının yanında oldukça sırıtıyor PES 2010 görselliği.
Gelelim zemin animasyonlarına. Konami sahayı güzel göstermek için uğraşmış ve serinin önceki iki oyununa oranla çok daha iyi bir görsellik var. Saha zemini artık olması gerektiği gibi canlı ve güzel gözüküyor, gece maçlarında futbolcu gölgelerinin dörtlü izdüşümü başarılı yansıtılıyor ve sahada gerçekten çim olduğunu düşünüyorsunuz. Buradaki sıkıntı ise soluk renk paletiyle ortaya çıkıyor. Oyun sürekli karamsar bir tona sahip. İster güneşli, ister yağmurlu bir maç günü olsun, PES 2010 sürekli karanlık ve soluk renkleri tercih etmiş nedense. İç karartıcı olduğunu söylemeliyim.
Gene oldukça donuk stadlar bizi bekliyor. Kaplamaları basit (özellikle futbolcuların beklediği çıkış kapısında kaplama problemine dikkat edin) ve özensiz duruyor. Giriş videolarında futbolcuların başarılı yüz animasyonlarıyla hemen arkalarındaki kötü kaplamalar oldukça kötü bir ikili oluşturuyor ve hemen sırıtıyor. Işıklandırma ise bu sıkıntıların arasında güneş gibi doğuyor. Özellikle gece maçlarında dinamik ışıklandırma çalışması oldukça başarılı. Futbolcuların gölgeleri zemine gerçekçi bir şekilde vuruyor, yere düştüklerinde oluşan hareketlerin birebir zemine de yansıdığını görüyorsunuz. Gene de Fifa 10′daki kadar başarılı bir ışıklandırma beklemeyin. Fifa’da gündüz maçlarında tribünlerin gölgesi sahanın belli kısımlarını karartıp çok gerçekçi animasyonlar sergiliyorken, PES’te böyle bir durum yok ne yazık ki.

Seyirciler ise hala kağıt kıvamında. 2 boyutlu görsellikleri ve mekanik hareketleriyle görsel olarak tatmin etmekten çok uzaklar. Aynı sorun Fifa 10′da da devam ediyor ama daha törpülmüş durumda. PES 2010′da bu konuya hala eğilmediğini görüyoruz Konami’nin.
Sıkıntılarımız ise daha bitmedi. Oyunda pek çok ufak görsel hata mevcut ne yazık ki. Bazılarını burada örnek olarak yazalım dilerseniz. En çok can sıkan sorun topun futbolcularla temas etmeme problemi. Bu sorun her zaman karşımıza çıkmıyor, oyun içinde anlamanız zaten çok zor. Ama bir golün veya pozisyonun tekrar videosunu ağır çekimde izlediğinizde bu sorun ortaya çıkıyor. Bir futbolcu sert orta yaptığında fizik kanunlarına aykırı bir şekilde ayağının en dışıyla topa vuruyor, kafayla golü atan futbolcu ise topla asla buluşmuyor, bunu ağır çekimde kolayca farkedebilirsiniz. Benzer bir sıkıntı da futbolcuların iç içe geçmesiyle karşımıza çıkıyor. Gene tekrar görüntülerde sıkça rastlayacağınız bu problem çok kötü görseller doğuruyor. Örneğin; rakip takımın kalecisi sizden topu almak için yere yattığında oyuncunuz içinden takılmadan geçiyor gidiyor. Fifa 10′daki gibi takılıp düşme, tökezleme animasyonları kısmen gerçekleşse de yeterli ve gerçekçi değil. Bunlar gibi ufak görsel problemler PES 2010′un gücünü düşürüyor.
Oyunda herhangi bir moda başladığınızda devreye giren ara videolar oldukça hareketli ve göze hoş geliyor. Özellikle Şampiyonlar Ligi moduna başlarken lisanslı müzikle birlikte devreye giren video etkileyici. Bu tip ufak ama eğlenceli sunumlarla zaman zaman karşılaşabiliyoruz oyun içinde. Görsel olarak en çok hoşuma giden detay ise gol attıktan sonra kaleye giren oyuncuların fileleri tutup sallaması veya takılması oldu. Bunu oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtmış Konami.

Grafiklere baktığımızda; ilk bakışta şaşırtacak derecede kaliteli yüz animasyonları ile seviniyoruz ama oyun geçen senelerdeki sıkıntılarını (biraz azalmış olsa da) tekrar sunuyor. Kötü futbolcu animasyonları, basit saha ve zemin modellemesi, ufak birçok görsel bug yüzünden PES 2010 rakibinin gölgesinde kalıyor. Gene de serinin önceki iki oyunu göz önüne alındığında, özellikle futbolcuların yüz animasyonları konusunda gözle görülür bir kalite artışı var.
Call Of Duty Modern Warfare 2
pclabs.com.tr Kullanıcı İncelemesi ;
Meraklıları tarafından aç gözlülükle beklenen Call of Duty 4 - Modern Warfare ‘nin devam oyunu olan “Modern Warfare 2″ nihayi bir bekleyişin ardından, raflardaki yerini aldı.

Sınırsız heyacan ve aksiyonun yaşandığı oyun Oyuna ilk girdiğimizda hemen iki farklı modun yer aldığı gözümüze çarpıyor. Oyunun ana hikayesini oluşturan “Compaing” ve daha çok arkadaşlarıyla online co-op modunu sevenler için oluşturulmuş “Special Forces”.
Hemen “Compaign” yani hikaye kısmına dalarak, oyuna başlıyoruz. Klasika yine devam etmiş ve oyun yüklenirken, bölüm hakkında bilgi veren videolar baştaki yerini almış.

Oyuna ilk olarak Afganistan’ın çöllerinde başlıyoruz. Her oyunda olduğu gibi “Training”, daha çok oyuna yeni olanlar için düşünülmüş. Kısa bir alıştırmanın ardından silahlanıp savaşmaya gidiyoruz.
Dünün düşmanları, bugünün askerleri Oyun, önceki oyunu olan Modern Warfare’nin bıraktığı yerden devam ediyor. Politik istikrarsızlık yüzünden doğabilecek olayları ve bu olayların verdiği zararları konu alıyor.

Oyunun süresi pek tatmin edici değil ancak, iki farklı mod olduğu için normal karşılanabilecek bir durum. Atmosfer olarak son derece müthiş bir ortama sahip Modern Warfare 2. Bir asker olarak durumun ne kadar ciddi ve tehlikeli olduğunu anlamak hiç de zor değil. Çok fazla ara sahne yok oyunda. Hatta hiç yok. Her zaman kontrol bizde oluyor, bazen bir arabanın içerisinde, bazen bir helikopterin tepesinde. Ancak etrafı seyre dalmayın, yoksa soluğunuzu acımadan keserler.
Grafik ve animasyon bakımından oyun alınabilecek en yüksek puanı hakediyor. Ortamlardaki nesneler son derece güzelce modellenmiş. Arkaplanlar dahi üç boyutlu modellerden oluşuyor. Çok nadiren iki boyutlu arkaplanlara rastlasak da bu durum emin olun rahatsız etmiyor.
Sesler bir o kadar müthiş. Ancak bunları yazının ilerisinde ayrı bir başlık altında daha da ayrıntılı görebilirsiniz.
Buraya daha önce gelmiş gibiyim: Dejavu
Mekan olarak çok çeşitli bir oyun karşınızda duruyor. Karından tutun da denizine kadar, çok sayıda ortam var. Mekanların çeşitliliği sizi endişelenmesin. Ayrı mekanlar olsalar da hepsi aynı kalitede ve ustaca kurgulanmış, modellenmiş.

Oyunda ara sahnelerin olmadığını söylemiştim. Fakat bazı sahneler var ki, oyuna bağlanmanızı sağlıyorlar. Tıpkı aksiyon dolu bir filmin başrol oyuncusu gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ara sahnelerin yerini, yine etkileşimli sahneler almış. Belki de oyunun güzel özelliklerinden birisi.
Asker! Canın su çektiyse, eline bir avuç kar al. Ancak canına susama! Belki de oyunda en çok karlı bölüm, yani Rusya’da gerçekleşen görevler ilginizi çekti. İnsanın içini açan bembeyaz bir pamuk yığını. Fazla mermi sıkarsanız, kana bulayabilirsiniz.

Oyunun bu soğuk bölümü, sizi orada hissettirmek için heşey planlanmış bir komplo gibi. Artık soğuktan sakalları ve saçları don tutmuş yüzbaşı MacTavish ile aksiyonun diz boyunu geçtiği çatışmalar ve planlar gerçekleştireceksiniz.
Diğer birçok oyunda olduğu gibi, bu oyunda yapay zeka çok kaliteli. Yanınızdaki adam odun gibi yanımızda dolaşmıyor. Size emir veriyor:”Sen soldakini,ben sağdakini.3,2,1..”. Çok az İngilizce’ye sahip olmanız gerecek bu bölümlerde. Size soldakini dediyse, gidip sağdakini vurmayın.

Hazır yapay zekaya giriş yapmışken, karşımızdaki elemanları da bir yoklayalım. Oyun boyunca yapay zekanın takıldığı tek bir olay yaşadım. Ona da şans veriyorum birazcık. Yok yok, en iyisi bunu da normal bir zeka olarak değerlendirelim. Düşmanlarımızın zekası çok kuvvetli, yeri geldiğinde “Einsttein”‘ın torunlarınla savaşıyorum hissettim kendimi. . Siz bir odadayken, sizi oradan çabuk çıkarmak için herşey deniyorlar. Bomba atıyorlar, mermi yağdırıyorlar. Çıkmazsanız son çare olarak ses bombaı atıp, odaya dalıyorlar. :P. Etrafa ne kadar ateş etseniz de kurtulma şansınız pek kalmıyor.
Bu kendini zeki sanan (ama öyle :P) düşmanlarımız gerçekten çok çakal. Kapalı bir kapıyı azcık açarak, sizi tarayabiliyorlar. Siz sadece bir silahın size doğru çevrilmiş olabileceğini görüyorsunuz.
Biz diğer bölümleri ayarlarken sen biraz rahatla asker!
Size Makharov’dan bahsetmedim dimi. Makarov ilk oyunda ele geçirdiğimiz Zakhaev’ın eski ortağı. Son derece pisko,iğrenç biri. Bu Makarov dediğimiz adam boyuna posuna bakmamış gitmiş Rusya’da güç santrallerinden birini ele geçirmiş. Tabiki dünyadaki her konuda sözü geçen ulusal güçler, bu adamın ölmesi emrini çıkarmış. Bordo berelilerimizden iyi olmasın, dünyanın seçkin askerlerin oluşturduğu “Task Force 141″ de biz de yerimizi alarak, Rusya’ya doğru yolumuzu alıyoruz.
 Oyunun bu bölümü, sanki sadece strest atmak için oluşturulmuş bir bölüm. Bir havaalanında Makarov’un adamlarından biriyiz ve ortalığı dumana katıyoruz. Genç,yaşlı ve çocuk demeden, işaret parmağımızı MG3 ‘ün tetiğinden çekmiyoruz. Ortalığı toz dumana katarken, polisler de olayı hemen duymuş ve güya bize engel olmaya gelmişler.
Ancak artık çok geçti :p ;

Onu bana ver yoksa savaşmam Çeşitlilik demiştik ya. Aynı şey işte burada da geçerli, yani silah ve nesnelerde. Birçok silahtan birini seçebileceğimiz gibi ikisini de seçebiliriz. Çok mu saçma oldu bu cümle sanki :D. Şaka ve anlatım bozukluğu bir yana, silahlar ve cephaneler çeşitli. Üzerimizde iki adet silah taşıyabiliyoruz, ikisi de ağır makineli olabiliyor. Yanımızda her zaman 6-7 tane el bombası ve yine aynı sayıda ses bombası bulunuyor.
Silah çeşitli olunca, düşmanlarımız tek tip mi olacak? Açıkcası hiç dikkatimi çekmedi. Evet hepsi birbirinin klonu değil, ancak gidip de yüz profillerine yakından bakmadım.
Kimi zaman sessiz olmamız gereken oyunda, kimi zaman mermilerin arasında nereye dönmeniz gerektiğini dahi zor düşünüyorsunuz. Sessiz olma seçini oyunda size bırakılmış, yani bu oyuna girerken bir seçenekle size sorulmuyor. Fakat oyun içinde yaptığınız bir hata, onlar düşmanın size hoşgeldin demeye gelmesine sebep olabilir.

Oyunda mermi sıkıntısı çekmiyorsunuz kesinlikle. Çok nadiren de olsa , boş kovanlı bir makinelinin tetiğine basma şansınız var. Bitme olasılığına karşın, biz yine de önlemimizi alalım. Her savaş ortamında cephanelerin doldurulabileceği yerler oluyor. “F” tuşu ile el bombası dahil, bütün cephaneliğinizi doldurabiliyorsunuz.
Savaş ortamını belki de en iyi yansıtan oyun, bu oyun. Arkadaşlarını kurtarmaya çalışan cengaverler, bize son jarjörünü vererek vurulan asker gibi birçok olaya tanık olabilirsiniz.
Şunu da belirtmek gerek, vurduğunuz düşmanlar eğer hafif hasar aldıysa, örneğin bacağından vurulmak gibi, savaşmayı bırakmıyorlar. Yerde de olsalar kemerinden çıkardığı Desert Eagle model silahını size savuşturmaya devam ediyor.
Corei7 oğlum bu dizüstü Bölüm gereği, Modern Warfare 2′de özel nesneler bulunabiliyor. Savaşın tam ortasında dizüstünüzü açıp Modern Warfare 2 oynayacak haliniz yok :P. “4″ tuşuyla aktif ettiğimiz dizüstümüzden, gerekli koordinatları belirlemek üzere özel bir görünüm moduna giriyorsunuz. Farenin sol tuşuna basılı tutarak uydu sistemlerini kullanan özel bir güvenlik ağına erişip, füzeleri gönderiyorsunuz. Telsizden size ne kadarı etkisiz hale geldi, bildirimler geliyor.

Sanırım ecelim geldi arkadaş, hakkınızı helal edin Modern Warfare 2 önceki oyuları gibi, medikit veya canımızı arttıran objelerden uzak. Çok büyük hasar aldığınız zaman oyun uyarı görüntülüyor. Eğer bir köşeye çekilip, dinlenmezseniz gelen bir başka mermiyle ecelin temiz ellerinde bulabiliyorsunuz kendinizi. Aynı zamanda takım arkadaşlarınız ölümsüz denilecek süper kahramanlardan. Ne zaman görsem yerlerde yatıyorlar, ama bir türlü ölmüyorlar. Bu olarak bütün karakterler için geçerli değil. Price, MacTavish gibi rütbesi üstün kişilerin sorunu. Kısacası o bölümü onunla bitirmek zorudasınız ve bitiriyorsunuz.
Sizinle birlikte çarpışan diğer askerler, karşınızdaki düşmanlar gibi kolayca yere serilebiliyor. Zaten sizin silahınızdan çıkan mermiler, takım arkadaşınıza istabet ettiğinde hasar alabiliyor ve ölebiliyorlar. “Check your fire!!” diye yırtınmalarını duyabilirsiniz.
Bazı zaman geliyor ki, karşınızdaki düşman mı, yoksa sizin takım arkadaşınız mı belli olmuyor. Tamam, bizden biriyse üstünde yeşil yazıyla ismi çıkıyor ancak, onun çıkmasını beklemeyecek kadar hızlı bir reflekse sahip oyuncular için son derece riskli bir durum. Ben bekliyordum valla, ateş ederse uçuruyordum kafasını.

Patlamalar ve çevre ile etkileşim Oyunun belki de kalitesini düşüren bir etmen. Modern Warfare 2 gibi bir oyun yapıyorsun, ama adam akıllı bir patlama bile oluşturamıyorsun. Çok şey istemiyoruz. GTA IV mesela, cidden müthiş bir patlama efekt ve animasyonuna sahip. COD Modern Warfare 2, bu konuda beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı desem yeridir.

Aynı şekilde, çevre ile etkileşimde bulunma durumu da söz konusu değil. İlk bölümlerde duvarların patlaması, tuğlaların dağılması söz konusu. Ancak bunun bir sınırı var. Örneğin, “Stranglehold” gibi eski bir yapım bile , bu etileşim ve patlamalarda üstün. Modern Warfare 2 de de araçlar patlıyor, camlar kırılıyor. Buna bir lafımız yok,olamaz da. Ancak biraz daha başarılı bir fizik olayı, oyunu daha da üst seviyeler götürür.

Ama yine de bu bir savaş simulasyonu ve bu “Call of Duty Modern Warfare 2″. Oyunun en ince detayı buydu.
Şu lanet köpeklerden nefret ediyorum Önceki oyunumuzda çok fazla canımızı sıkan ve aksiyon dolu anlar yaşamamızı sağlayan köpekler nedense bu oyunda çok fazla ön planda değil. Oyunu bitirmeme kadar yaklaşık olarak 5 köpeği öldürüm. Belki de yapımcılar olayı abartmak istememişlerdir.
İkinci oyunumuzda köpek bizi al aşağı ettiği zaman, karakterimiz bu sefer biraz daha kibar, kökten çözüm olarak boynunu kırıyor hayvanın. Yarın öbür gün hayvana duyulan sevgi dernekleri, eylem yaparlarsa şaşırmayın.
Price’a sor bi bakim, okey miymiş
Suların ortasında geçen bölümde, rehineleri kurtarmak için görevlisiniz. “Breach” yani güzel Türkçe’mizde kırmak fiili. Kapılara yerleştirdiğimiz yakın derecede patlayıcı kitiyle kapıları patlatıyor ve “Bullet-time” diye adlandırığımız, zamanı yavaşlatma moduna giriyor. O zarf içinde içeride bulunan düşmanları etkisiz hale getirmeniz gerekecek. Ancak rehinelerden birini vurduğunuzda veya rehine yaralandığında görev başarısız oluyor, sil baştan başlıyorsunuz.

Çoğu bölümde sayıca fazla olarak ortama giriyoruz ve görevleri yapmaya çalışıyoruz. Oyun sırasında alttaki yazıları dahi okumama lüksüne sahip olabilirsiniz, bu da oyunun heyecanı olsa gerek. Bazen oyuna öyle bir dahil oluyorsunuz ki, yazıları okumama nedeniz bu.
Kişisel görev oyunda yok. Yani her bir görevi en az bir takım arkadaşınız yapmak zorundasınız. Bu da takıma olan güveninizi yüksek tutmanız demektir. Arkadaşlarınıza güvenebilirsiniz. Gerçekten normal bir oyuncu gibi çetince savaşıyorlar.
Oyunun başında da söylediğim gibi, oyunda yer alan askeri araç ve helikopterlere binilemiyor. Bölüm sonlarında veya başlangıçlarında aracın içinde olabiliyorsunuz. Yeri geldiği zaman, mermilerden kaçıyorsunuz yeri geldiği zaman mermiler sizden kaçıyor. Yani görev gereği helikopter ve askeri araçlara biniyorsunuz, bunların dışında normal bir şekilde binilmiyor.

Modern Warfare 2, senaryo bakımından da bir o kadar kaliteli bir oyun. Oyunda kendinizi tıpkı bir asker gibi hissediyorsunuz, bunu yapmayı çok iyi başarmış Warfare 2. Bazen, hedefe ulaşırken sorun yaşıyorsunuz ve başka yollar aramaya çalışıyorsunuz. Bu sırada takım arkadaşlarınız, canla başla “Oradan hemen çık, acele et!” gibi kelimelerle sizi daha da heyecanlandırıyor. Oradan oraya atlayarak, bir helikoptere veya araca ulaşmaya çalışıyorsunuz. Heyacanı doyasıya yaşıyorsunuz kısaca.
Grafikler ve animasyonlar Oyunun grafiklerine denilecek bir laf yok, söyleyenin de dilini kopartırım. .Son derece başarılı bir şekilde modellenmiş karakterler, karlı bölümlerde de ortama ayak uyduruyor. Don görüntüsü oluşan elbise ve silahlarınız ve hatta kaşınız,saçınız… Objeler genellikle hasar alıyor. Karakterlerin animasyonları , savaş anında daha da etkili olmayı başarıyor. Animasyonlar kısaca müthiş. Aynı şekilde çevrenin detaylandırması göz alıcı. Başlarda da söylediğim gibi, arkaplanlarda bile çoğu zaman 3 boyutlu objeler görüyorsunuz. Bazı bölümlerde bu alışkanlıklar bozulsa da, yine de göz zevkinizi kör etmiyor.

Her bölüm sanki farklı bir oyun gibi. Gölgelendirmeler ve ışıklandırmalar da bir o kadar şahane. Son görevlerde yağmaya başlayan yağmurla, parlaklığın ve yansımaların oyuna kattığı gerçekçilik göz ardı edilemez. Düşmanlarınız ölürken kullanılan animasyonlar, düşmanızı vurduğunuz bölgeye göre değişiklik gösterebiliyor.
Grafiği tamamlayan en büyük etmen atmosferdir. Modern Warfare 2 ‘de atmosferi tanımlamak imkansız. Öyle başarılı bir atmosfer yaratmışlar ki, etkilenmemek elde değil.

Denizin ön planda olduğu bölümlerde, gerçekçilik güzel bir şekilde işlenmiş. Denizin yansımaları, mermilerin suyu delişi gibi ince detaylara da yer verilmiş.

Modern Warfare 2, grafiksel anlamda rakiplerinin çok ilerisinde, en kısa tanımıyla budur.
Ses ve müzikler
Oyunda hareketli müzik yok. Daha çok dramatik müziklere yer verilmiş. Çünkü Warfare 2, dramatik olayların yaşandığı bir oyun. Müzikler, benim hoşuma gitti. Yaşanılan olaylara göre son derece uygun müzikler hazırlanmış.
Ses, oyunun albenisi. Karakter seslendirmeleri, patlama sesleri ve mermilerin oluşturduğu yankı ciddi bir şekilde mükemmel.
Sonuç Eğer hiç dikkatini çekmediyse, Modern Warfare 2′yi edinmenin yollarını arayın. Oyun çıkalı şurada birkaç gün olmuş zaten, henüz hiçbirşey için geç değil.

Bu oyunu oynamamanız için hiçbir neden yok.
GRAFİK : 9.0 / 10 Patlama sahnelerinin yetersizliği oyunun grafiklerine el dökmeyi başaramamış. SES/MÜZİK: 9.4 / 10 Atmosferin verdiği iştahla, seslerin müthişliği profesyonel bir iş ortaya koyuyor. OYNANABİRLİK: 9.2 /10 Takım oyunu, sıkıntısız görevler ve bunaltmayan yapay zeka.
GENEL PUANI: 9.2 /10
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu oyunların İster Kopya ister Orjinallerini bizden satın alabilirsiniz.
|